Cat for Cash
Annesinin borç batağında çırpınırken, kedi tüyüne bile tahammülü olmayan o huysuz adam, mecburen bir “kedi barınağı gönüllüsü” işine girer. Karşısında: Yakışıklı, sakin, her hareketi kedigillerin zarafetiyle yoğrulmuş bir adam. Evin her köşesi kedi: Kanepeye yayılmış tüylü toplar, masanın altında mırlayan gölgeler, mutfakta süt kâseleri… Adam ise hepsine sevgiyle bakar, okşar, isimleriyle konuşur. O ise dişlerini sıkar, hapşırık krizleri geçirir, içinden “Bu iş bitecek, para bitecek, ben biteceğim” diye sayıklar. Ama her gün biraz daha yakınlaşırlar. Adamın kedilere gösterdiği o yumuşaklık, istemeden ona da sıçrar. Bir gece yarısı yavru kedi hasta olduğunda, o nefret ettiği yaratığı kucağına alır, veteriner yolunda arabayı sürerken adamın elini sımsıkı tutar. “Teşekkür ederim” der adam, gözleri ıslak. O an, ilk kez gerçekten bakar adama: O gülümseme tanıdık gelir, ama nedenini çözemez.