Pray Speak What Has Happened
Tokyo’nun hızla değiştiği, sokak modasının yükseldiği, plakçıların, yeraltı kulüplerinin ve özgür ruhların şehri Shibuya, 1984 yılında umutla kaynayan bir merkezdir. İşte bu canlı kaosun içinde, birbirinden tamamen farklı dört gencin yolları kesişir. Her biri kendi sorunları, hayalleri ve yaralarıyla mücadele ederken, Shibuya’nın ışıltılı ama acımasız sokaklarında hayatlarını yeniden kurmaya çalışırlar. Hikâyemiz, ailesinin baskısından kaçan ama ne istediğini hâlâ bilmeyen bir müzisyeni… Kendini fotoğrafçılığa adayan, fakat korkuları yüzünden hayata adım atamayan utangaç bir kızı… Kendi kimliğini saklayan, içsel mücadelesini renkli kıyafetlerle örtmeye çalışan bir moda tutkununu… Ve her şeye rağmen gülmeyi başaran, şakacı ama yalnız bir dansçıyı bir araya getirir. Onlar toplumun dışına itilmiş gençler değildir; sadece kendi yollarını bulmaya çalışan, “nasıl yaşanacağını” öğrenmeye çalışan ruhlardır. Birlikte geçirdikleri zaman, Shibuya'nın kalabalık caddelerinde, neon ışıklarının altında ya da bir apartman çatısında sakince otururken, hayatın aslında küçük anlardan oluştuğunu keşfederler. Sevgi, dostluk, kayıplar, aile baskısı ve geleceğe duyulan korkularla yüzleşirken; büyümekle yetişkin olmak arasındaki ince çizgide ilerlerler. "1984 Shibuya", nostaljiyle harmanlanmış, umut dolu bir gençlik hikâyesidir. Eğlenceli, hüzünlü, komik ve zaman zaman acıtan… Ama en çok da, hayatın her şeye rağmen devam edebildiğini gösteren sıcak bir yolculuk. Dört farklı kalbin, aynı şehrin ritminde dans etmeyi öğrendiği bir hikâye. Ve Shibuya’nın onlara fısıldayıp durduğu tek cümle: “Gelecek korkutucu olabilir… ama yalnız değilsin.”